Kullanıcı Adı: Şifre:
VergiSigorta.com
Ana Sayfa / Kemal Serkan Keskin / Aile hekimlerinin tevkifat sorununa çözüm önerisi (2)
Etiketler:

Aile hekimlerinin tevkifat sorununa çözüm önerisi (2) Aile hekimlerinin tevkifat sorununa çözüm önerisi (2)

Aile hekimlerinin sorumlu kılındığı tevkifat sağlık bakanlığı tarafından yapılsın.

2011-07-20, 14:12:44 Okunma: 854 0 yorum

Kemal Serkan KESKİN Vergi Müfettişi
kskeskin@gmail.com

Share |

SAV-2: AİLE HEKİMLERİNİN GİDERLER NEDENİYLE ÖDEME YAPMASI BİR NEVİ SAYMANLIK (MUHASEBE)[1] HİZMETİ İSE KESİNTİLERLE İLGİLİ UYUŞMAZLIKLARDAN SORUMLU TUTULMAMALIDIRLAR :

 

 

 

Aile hekimlerinin kafası birçok açıdan karışmış durumda. Özellikle hukuksal statülerinin tam olarak ortaya konulamaması vergi konusunda sorunlar oluşturmaktadır. Üzerlerine yüklenen vergisel sorumluluklara ilişkin bilgisizlikten kaynaklanan belirsizlikler geçiş sürecini zorlaştırmaktadır.

 

Yazı dizimizde aile hekimlerinin yaptıkları ödemeler neticesinde doğan tevkifat sorumluluğunun Sağlık Bakanlığı üzerinde olması gerektiği tezine ilişkin argümanlar ve düşüncelerimiz ortaya konacaktır.

 

Cari düzenlemelere göre gelir vergisi tevkifatından sorumlu aile hekimleridir.  Tevkifat hususunda muhatap aslında kim olmalıdır? Yazı dizimizin 1. bölümünde de belirtildiği gibi, bizim önerimiz tevkifatın Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmasıdır. Bu  önerimizi dayandırdığımız üç temel düşünce var:

 

1- Aile hekimleri gelir unsurunu sağlayan değil, bu gelirin ödemesini yapan kişi olduklarından tevkifatın muhatabı kılınmamalıdırlar.

 

2- Aile hekimlerinin giderler nedeniyle ödeme yapması bir nevi saymanlık (muhasebe) hizmeti ise kesintilerle ilgili uyuşmazlıklardan sorumlu tutulmamalıdırlar.

 

3- Tevkifatın Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması daha az maliyetli olacaktır.

 

Aile hekimlerinin tevkifattan sorumlu kılınmalarını yukarıda ifade ettiğimiz üç savdan dolayı gereksiz, maliyetli ve hukuksal mantıktan yoksun buluyoruz. Konu hakkındaki bilimsel savlarımızı Vergi Denetmenleri Derneği yayını olan Vergi Raporu Dergisi’ nin Nisan/2011 tarihli sayısında yayımlanan makalemizde de açıkladık.

 

Yazı dizimizin bu ikinci bölümünde “Aile hekimlerinin giderler nedeniyle ödeme yapması bir nevi saymanlık (muhasebe) hizmeti ise kesintilerle ilgili uyuşmazlıklardan sorumlu tutulmamalıdırlar.” şeklindeki savımızı açıklayacağız. Ancak bunun öncesinde aile hekimlerinin hukuki statüsü konusundaki yorumumuza yer vereceğiz.

1. Aile Hekimlerinin Hukuki Statüsü :

275 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde aile hekimlerinin statüsü aşağıdaki şekilde yorumlanmıştır:

“Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin (1) numaralı bendinde, "Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek ve hizmet içi eğitimlerini sağlamak, Bakanlıkça yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.", 18 inci maddesinin (4) numaralı bendinde "Aile hekimleri, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya vb. hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ya da hizmet satın alabilirler.", 22 nci maddesinde de "Aile sağlığı merkezinde birden çok aile hekimi hizmet veriyor ise, aile hekimleri kendi aralarında bir yönetim planı oluşturarak yönetici belirler ve yönetici ismini müdürlüğe bildirirler."  açıklamaları yer almaktadır.

Buna göre, aile hekimleri ile aile sağlığı elemanlarının Sağlık Bakanlığının emir ve talimatları doğrultusunda ücretli olarak çalıştırıldıkları, ayrıca aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesi sırasında yapılacak giderlerin karşılanması ve aile sağlığı merkezinin yönetimine ilişkin yükümlülüğün de Sağlık Bakanlığınca aile hekimlerine verildiği anlaşılmaktadır.”

Aile hekimlerinin hukuksal statüsü karma bir statüdür. 5228 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkındaki Kanununun ‘Personelin Statüsü ve Malî Haklar’ başlıklı 3. maddesinde aile hekimlerinin “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmadan sözleşmeli olarak çalıştırılacakları” belirtilmektedir. Yani kamusal bir hizmeti sunmakla görevli olan, sunduğu hizmet karşılığı ücret alan[2], ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki sözleşmeli personel tanımlarına dahil edilemeyecek olan aile hekimleri yarı resmi yarı özel  bir statüde görevlerini ifa etmektedirler.

2. Aile Hekimlerinin Görev Tanımlarından Bir Kısmı 5018 Sayılı Yasada Belirtilen Muhasebe Hizmetidir:

1050 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinde “sayman” şu şekilde tanımlanmıştır. “Gelirleri toplama, nakit ve malları saklama, giderleri hak sahiplerine ödeme ve teslim ve bu işlerle ilgili her türlü göndermeler ile bunlara bağlı bütün nakit ve mal işlemlerini yapan ve Sayıştay’a yönetim dönemi hesabı verenlere sayman denir.”

1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ile ek ve değişiklikleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 81. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan 1050 sayılı Yasa yerine yürürlükte olan 5018 sayılı Kanunun 61. maddesinde yukarıda belirtilen saymanlık hizmeti ‘muhasebe hizmeti’ olarak tanımlanmış ‘sayman’ yerine ‘muhasebe yetkilisi’ ünvanı kullanılmıştır. Buna göre muhasebe hizmeti : “Gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.” Muhasebe yetkilisi ise bu işlemleri yürüten kişilerdir.

            Konuya kuşbakışı bakıldığında aile hekimlerinin giderlerin karşılanması’ ve aile sağlığı merkezinin yönetimi’ gibi görevlerinin, eski adıyla saymanın yeni adıyla muhasebe yetkilisinin giderleri hak sahiplerine ödeme ve teslim ve bu işlerle ilgili her türlü göndermeler’ ile ‘bunlara bağlı bütün nakit ve mal işlemlerini yapma’ gibi görevlerinin birbiriyle tam bir uyuşma gösterdiği görülmektedir. Ayrıca aile hekimlerinin yaptıkları giderleri belgelendirme[3] görevleri yani bir nevi kayıt tutma görevleri de bulunmaktadır ki 5018 sayılı Yasada belirtilen muhasebe hizmeti tanımında bu husus da mevcuttur.

 

Dolayısıyla aile hekimlerinin ‘giderlerin karşılanması’ ve ‘aile sağlığı merkezinin yönetimi’ gibi görevleri aslında bir nevi ‘saymanlık’, yürürlükteki 5018 sayılı yasa da tanımlanan yeni adıyla ‘muhasebe’ hizmetidir.

 

Ayrıca 1050 sayılı Kanunun 15’inci maddesi ile 5018 sayılı Yasanın 61. maddesinde memuriyet unvanlarının saymanlık/muhasebe yetkilisi niteliğine etkisinin olmadığı belirtilmekte yapılan işin niteliğinin göz önünde bulundurulması istenmektedir.

 

 

3. Aile Hekimlerinin Giderler Nedeniyle Ödeme Yapması Bir Nevi Saymanlık (Muhasebe) Hizmeti İse Kesintilerle İlgili Uyuşmazlıklardan Sorumlu Tutulmamalıdırlar:

 

Muhasebe yetkilileri (eski adıyla saymanlıklar) de yaptıkları bir kısım ödemelerden vergi kesintisi yaparlar. Buna karşılık genel bütçeden yapılan ödemelerden kesilen vergilerle ilgili uyuşmazlıklarda, husumetin, istihkak sahibinin bağlı olduğu vergi dairesine tevcih edilmesi icap eder. Saymanlık (muhasebe yetkilisi) aleyhine dava açılamaz. Zira vergi uyuşmazlılarında Hazineyi temsil görev ve yetkisi vergi dairelerine verilmiştir. Saymanların (muhasebe yetkililerinin) vergi hüviyet ve sıfatı yoktur. Bu nedenle, dava saymanlık (muhasebe yetkilisi) aleyhine açıldığında usul yönünden reddedilir. (Dan. 4. Daire, 8.2.1972 gün E.1971/7114, K.1972/676 sayılı karar.)[4]

 

Yargı kararından da anlaşılacağı üzere, genel bütçeden yaptığı ödemelerden vergi kesintisi yaparak Hazineye intikalini sağlamakla görevli muhasebe yetkililerinin (eski adıyla saymanların) vergi hüviyet ve sıfatı yoktur. Aynı şekilde genel bütçeden yapılacak bir ödemeye aracılık eden ve bu ödeme nedeniyle vergi kesmekle yükümlü bulunan aile hekimlerinin de tevkifattan sorumlu tutulmamasının daha doğru bir uygulama olacağı kanaatindeyiz. Bunun yerine giderlere ilişkin ödemeler aile hekimlerine yapılırken tevkifatın Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilip, aile hekimlerine tevkifatlı tutarın verilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz.

 


 


[1] 1050 sayılı Kanunda “Sayman” olarak yapılan adlandırma, 24/12/2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’ nun 61. maddesine göre “Muhasebe Yetkilisi” olarak değiştirilmiş olup, muhasebe yetkilisi kavramı daha ayrıntılı bir tanımı karşılamaktadır.

[2] Bknz: 25/05/2010 tarihli ve 27591 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği” nin 17-A ve 17-B bentleri.

[3] Bknz: 25/05/2010 tarihli ve 27591 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 11.03.2011 tarihli değişiklikle güncellenmiş EK-3: “Aile Sağlığı Merkezi Gideri Olarak Yapılacak Katkıların Tespitinde Kullanılmak Üzere Aile Hekimliği Birimi Gruplandırması” isimli tablosu.

[4] ÖZBALCI, Yılmaz;  Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, Oluş Yayıncılık, Aralık 2010, syf: 88.

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


2 + 4 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)


1.8236

1.8324

2.3158

2.327