Kullanıcı Adı: Şifre:
VergiSigorta.com
Ana Sayfa / Dursun Ali Yaz / Muhasebe Koçluğu (1)
Etiketler:

Muhasebe Koçluğu (1) Muhasebe Koçluğu (1)

Muhasebe zannedildiği gibi durağan değil son derece dinamik bir süreçtir.

2011-11-02, 10:28:26 Okunma: 1751 0 yorum

Dursun Ali YAZ SMMM, MBA
aliyaz@suadiyedenetim.com.tr

Share |

Gereksinimleri doğru şekilde karşılanan işletmeler, muhasebe organizasyonu bütçelerini bir gider kalemi olarak değil de, şirketleri için hayati bir ihtiyaç olarak görmeye başlayacaklardır. Bu düşüncelerle bütçesi artan muhasebecilerin hareket kabiliyeti de artacaktır. Günümüzde karşılanan her ihtiyacın yerini birden fazlası dolduruyor. Kıyasıya rekabet yaşanan piyasalarda daha dün kaliteli ve orijinal olarak adlandırılan bir ürünün yeni versiyonu piyasaya sürüldüğüne, bir önceki eskimekte ve beklentileri karşılayamamaktadır. Bu algının hakim olduğu günümüz ikliminde, muhasebe biliminin zamanın ruhuna odaklı yani hızla değişen beklentilere uygun bir yapılandırma gerekliliği kaçınılmazdır.

 

Her platformda gururla kendisini “muhasebeci” olarak tanıtan ve yapay unvanları bir türlü benimsemeyen değerli Üstadımız Sayın Mehmet YAZICI’nın aşağıdaki düşünceleri hissiyatımıza mükemmel bir şekilde tercüman olmaktadır.

 

Gelişmekte olan ülkelerde ve bu arada Türkiye’de muhasebenin gelişmesi kimi dernek niteliğindeki ulusal olmayan mahfillerin her yere sızmış mensuplarınca engellenmiş; ilgili yarı resmi kurumlarca, onların yetkililerince savsatılmış ve siyasal iktidarlarca en azından ihmal edilmiştir. Dahası Türkiye’de kimi bilim adamları bile, muhasebenin bir teknik olduğunu ileri sürmektedir.

 

Bu bir rastlantı değildir; Türkiye’de muhasebe, ne yazık ki, henüz gelişememiştir. Bir ülkedeki muhasebe bilim ve uygulama düzeyi, o ülkenin iktisadi gelişme düzeyinin, varlık ve gelir dağılımı adaletinin göstergesidir.

 

İyi bir muhasebe düzeni, kurum ve işletmenin yönetim ve gelişmesi için önemli bir araç; kötü ve düzensiz bir muhasebe, kurum ve işletmenin batmasını çabuklaştıran önemli bir silahtır. Bu anlamda iyi bir muhasebe, yönetim ve geliştirme aracı, kötü muhasebe ise, bozma yok etme silahıdır.

 

İktisadi açıdan ileri ülkelerde muhasebe ilgi ve işlerini gören muhasebeci de saygı görür; iktisadi açıdan geri ve gelişmekte olan ülkelerde muhasebe ilgi görmez ve muhasebeci aşağılanır; muhasebe işlerini gören muhasebeci olduğunu söylemeye bile utanır, kendine mali müşavir, yeminli mali müşavir gibi mesleğin özüne uymayan sanlar yakıştırır. Böyle geldi böyle gitmez; bu 21’nci yüzyıl, dünyada ve özellikle Türkiye’de muhasebeye ve muhasebeciye gereken önemin verileceğini, dahası 21’nci yüzyılın muhasebe ve muhasebeci asrı olacağını öngörmek kehanet sayılmaz.

 

 

Muhasebe Bilimini Öğrenmek Kolay iken Uygulaması Zordur

Muhasebe, insanların büyük bir çoğunluğuna soğuk ve anlaşılması zor gelir. Bu ders üzerine eğitim alan öğrenciler ise belli konu ve teknikleri kavradığında ne kadar kolay ve zevkli olduğunu düşünmeye başlarlar. Nitekim muhasebe, önceden belirlenmiş, sistematik, evrenseller kurallara bağlı bir disiplin olduğuna göre, sonuçta ciddi bir çalışmayla muhasebenin öğrenildiği zannedilir. Ancak muhasebe, farklı dallarla ilişkisi nedeniyle uygulaması öğrenilmesinden çok daha zor ve karmaşık bir bilimdir. Çerçevesi çizilemeyecek kadar geniş bir alanı kapsayan teknik bilgilerin öğrenilmesi, kavranması gerekli olup ekonomik hayata adapte edilmediğinde yararsız, bir yığın bilgi halini alır.

 

Ayrıca, muhasebe öğretiminin tamamlanmasıyla birlikte, bu bilgilerin iş hayatında nasıl kullanılacağını bilebilmek bambaşka bir uzmanlık gerektiriyor. Bu noktada ihtiyaç duyulan tecrübe ve bilgi eksikliğinin ise, var olan klasik yayınlardan karşılanma imkânı bulunmamaktadır.

 

Tüm mesleklerde olduğu gibi muhasebe mesleğinde de, iş hayatına atılan meslektaşlarımız hangi konumda olurlarsa olsunlar hayal kırıklığı yaşamak ve yaşatmak durumunda kalmaktadırlar. Zira, yıllarca okudukları, sınavlarda başarıdan başarıya koştukları problemlerin gerçek hayattakilerden oldukça farklı olduğunu görmektedirler. Ne kadar iyi niyetli çalışırlarsa çalışsınlar karşı tarafı memnun etme bahtiyarlığına erişememektedirler. Birikimlerinin ve emeklerinin karşılığını profesyonel dünyada alamıyor olmanın verdiği stres, başarılı öğrencilerin dahi özgüvenini yıkmaktadır.

 

Yıllardır belli bir alanda eğitim alan tüm gençlerimizin ortak sıkıntısıdır bu konu. Okul dönemi ile gerçek hayatın tezat oluşturması. Zaten bu çatışmaları azalttığımız, beklentileri asgari müştereklerde bir araya getirdiğimiz ölçüde hem meslek hem de bireyler başarılı, saygın ve itibarlı olacaklardır. Bu hedefler hayal değildir. Elbette kolay olmayacak ancak çözüm adına bir yerlerden başlanmalıdır. 

 

Neden Muhasebe Koçluğu ?

 

İşte “muhasebe koçluğu” bu noktada devreye girmektedir. Akademik çalışmalarla edinilen muhasebe ve buna bağlı bilgilerin (öğretim) piyasa ihtiyaçlarına dönük kullanılması, reel ekonomiye destek olabilmesi için aynı muhasebecilerin ekonomik ve sosyal hayatta yerlerini alabilmeleri adına gereksinim duyacakları (eğitim) metodları, muhasebe koçluğu kapsamında öğrencilere aktarılarak, donanımlı muhasebeciler yetiştirilerek piyasa koşullarına hazır olmaları sağlanacaktır.

 

 

Muhasebe mesleğini icra etmek, hem kamu hem de şirketler yönünden önemli bir sorumluluk yükler. Bunun yanında, özel kesimden kamu kesimine yapılması gereken servet aktarımına neden olduğu düşünülürse hak ve hukuk yönünden azımsanamayacak bir etkiye sahiptir.

 

Muhasebe koçluğu, muhasebe biliminin, muhasebe servislerinin ve muhasebe ekibinin alışkanlıklarını değiştirerek gerçek potansiyelini ortaya çıkarmayı sağlayacak bir yaklaşım bütünü olup ekonominin ve hayatın sürekli değiştiği, geliştiği günümüzde sürekli kendisini yenileyen ve farklı görüşlerin desteğine başvuran, çok yönlü bir bakış açısı getirmektedir.

 

Her meslekte veya her alanda olduğu gibi, muhasebecilerinde gerek mesleklerini gerekse kendilerini keşfetmeye ihtiyaçları vardır. Mesleğini teorik olan çok iyi bilen bir kişinin, muhatabının beklentilerini önemsemediği veya tam olarak anlayamadığı bir ortamda başarılı olabilmesi, şansa kalacaktır.

 

 

Örneğin, “kalem”in ne olduğunu sorduğunuz bir üniversite öğrencisi sayfalar dolusu bu nesneyi anlatabilecek birikime sahipken, kalemi gösterdiğinizde size adını bile söylemeyecek durumda olabilir.

 

Bu durumda aklımıza, özenle cevaplanması gereken şöyle bir soru gelir; Salt bilgi donanımıyla kaliteli bir muhasebeci yetiştirilebilir mi? Bu nedenle, işletmelerde genel muhasebe, yönetim muhasebesi ve vergi muhasebesi alanlarında karşılaşılan zorluklar ve engellerin aşılmasında teorik alanda üretilmiş kurallar toplamıyla mesleğin kültürünü, felsefesini oluşturan soyut yapı taşlarına da hakim olunması, donanımlı bir meslek mensubu olunmasını sağlayacaktır.

 

Gerçektende, muhasebe uygulamalarında yapılacak bir hata, tashih kaydı ile düzeltilebilir veya en kötüsü maddi bir kayıpla neticelenir. Ancak, öğretim eksiği sonucu yapılacak bir yanlış veya eksik bir uygulama şirketin iflasına, muhasebe biliminin ve muhasebecinin itibarının zedelenmesine sebep olacaktır. Başka bir ifadeyle, muhasebe hatasından kaynaklanan önemli zararların kaynağı teknik bilgi eksikliğinde değil hayat bilgisi eksikliğinde aranmalıdır.

 

Muhasebe koçluğu çalışmasıyla ulaşılmak istenen en temel hedef; akademik bilgilerle hayatın gerçeklerini mayalayarak, reel sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli muhasebe personeli ihtiyacını karşılamaktır.

 

Muhasebe Bilim Dalıdır!

 

Evet, muhasebe bir bilim dalıdır. Ancak, gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta daha var. Öncelikle muhasebe bir sosyal bilim dalıdır. Bunun anlamı, salt teknik ve teorik bilgilerle muhasebe biliminden arzulanan faydanın elde edilemeyeceği gerçeğidir. Gelinen nokta, bu gerçeği doğrulamaktadır.

 

Muhasebe Koçluğu projesi; Üniversiteler ile iş dünyası arasında kopuk olduğu iddia edilen eksikliği onaracak köprüde bir tuğla vazifesi görecektir.

 

Artık, kamu kurumlarında bile sırtını mevzuata ve devletin gücüne yaslamış bürokratlar yerini saygılı, güler yüzlü personele; havası kasvetli, donuk, demirbaşları kırık dökük çalışma ortamları yerini daha modern ve şık kamu kurumu binalarına bırakmıştır. “Gönüllü uyum”, “toplam kalite”, “mükellef hakları” ve benzeri birçok medeni uygulama devletin değişen yüzünün habercisidir.

 

Bürokrasinin bile üzerindeki hantallığı ve demodeliği atabildiği, zamanın ruhuna ayak uydurduğunu tecrübe ederken, baş döndürücü değişime uyum sağlamak zorunluluğumuz vardır. Muhasebe öğretiminin iki artı iki her zaman dört eder mantığından vazgeçerek sadece finansal ve ekonomik tabloları oluşturan rakamlardan ibaret zannedilmesinden ve bu rakamların ardındaki sosyal ve ekonomik olayları bu olayların nedenlerini, nasıllarını sorgulayarak yeni bir bakış açısı getiren farklı usullerle geleceği şekillendirmek için mesleğimize çeki düzen vermemiz gerekmektedir.

 

Muhasebe Camiasının Sosyal Sorumluluğu

İşine duygusunu katmayan bir mimarın elinden çıkan proje, sahip olduğu mesleğin kültürünü, felsefesini değerlerini özümsememiş bir mühendis hesaplamasıyla inşa edilen bir yapının bizi ulaştırdığı nokta, plansız ve çarpık yapılaşmadır. Aslında tüm hizmet sektörlerinin farklı şeyler söylemesi, tartışması, denemesi gerekir.

 

Ama bizler muhasebeciyiz. Toplumları aydınlatan öncü bir mesleği icra edeceksek, hizmet sektöründe faaliyet gösteren diğer meslek mensuplarına da örnek ve lider olmalıyız. Mesleğimizin doğal yapısı gereği, tüm sektörlere kılcal damarlarla bağlı başka bir meslek dalı yoktur. Nitelikli muhasebecinin beyniyle, eliyle işleyen şirketler, sektörler ve haliyle ekonomi güçlü ve katma değer yaratacak vasıflara sahip bir yapıya kavuşacaktır.

 

Bir yönüyle, bu düşüncenin hayata geçirilmesi, muhasebe mesleği, reel sektör ihtiyaçları ve mesleki yönden önemli bir zorunluluktur. Zira bir bilim dalı olarak kabul edilen muhasebe ilminin kamuoyunda lüzumsuz addedilmesi ve muhasebe mesleğini icra eden insanların önemsenmemesinin önüne başka türlü nasıl geçilebilir?

 

Kanımca, pratik tecrübeyle akademik bilgileri birleştirememiş olmamız, sorunun en can alıcı noktasıdır. Bu mesleği hayatının bir parçası olarak seçen öğrencileri, iş hayatının gerçeklerine hazırlayacak farklı eğitim metodolijisini uygulamak, geleceği şekillendirme sorumluluğunu üstlenmiş üniversitelerin asli görevidir. Aksi halde; insanlık tarihinde medeniyet kuran, öncü olan devletlerin en saygın üniversitelere ve beraberinde en güçlü sanayiye sahip olması nasıl açıklanabilir?

 

Gelecekte yaşanacakları muhasebe kadar etkileyen, değiştiren başka bir alan var mıdır? Geçmişten aldığı verilerle geleceğin ekonomik resmini çizen muhasebe mesleğinde yeni modeller üretmek için geç kalmış sayılmayız. Galileo’nun ifade ettiği üzere; “Kimseye bir şey öğretemezsiniz, sadece cevabı kendi içinde bulmasına yardımcı olursunuz.”

 

Not: Makalenin ikinci bölümü değerli meslektaşlarımdan gelecek görüşler doğrultusunda şekillenerek kaleme alınacaktır.

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


9 + 6 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)