Kullanıcı Adı: Şifre:
VergiSigorta.com
Ana Sayfa / Ekonomi / Memura verilecek hastalık raporu ve refakat izni
Etiketler:

Memura verilecek hastalık raporu ve refakat izni Memura verilecek hastalık raporu ve refakat izni

Memurlara verilecek hastalık raporu ve refakat izni hakkında.

2011-12-09, 20:42:17 Okunma: 3803 0 yorum


Share |

MEMURA VERİLECEK HASTALIK RAPORU VE REFAKAT İZNİ

 

GİRİŞ

            Hastalık raporlarına dair yönetmelik 29 Ekim 2011 tarih ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yayın tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun sonucu 15.01.2010’dan itibaren 657 sayılı Kanundaki tedavi yardımı hakkını düzenleyen maddelerin yerine genel sağlık sigortası hükümleri geçerlilik kazanmıştı. Ancak memurların ve 399 sayılı KHK’ye tabi sözleşmeli personelin sağlık raporu uygulamasına ilişkin düzenlemenin yapılmaması bu konuda bir boşluk doğurmuştu. İşte bu boşluğu giderecek düzenleme olan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” geç de olsa çıkmış bulunuyor.

 

            Uygulama sağlık yardımı bakımından genel sağlık sigortasına dahil edilen 657 sayılı Kanuna tabi memurların geçişten sonraki hastalık raporu ve 6111 sayılı Torba Kanunla düzenlenen yenilenmiş refakat izni haklarını düzenliyor.

 

            HASTALIK RAPORLARI

            Yönetmeliğin 6’ıncı maddesinde bu konuya ilişkin olarak iki maddeye yer verilmiştir.

 

            “(6) Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçmez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmi sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir.”

 

            Buna göre memurların hastalık raporları, 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kendilerini tedavi eden kurum tabipliği, aile hekimliği veya SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenebilecek.

 

Aile hekimi ve kurum tabiplerinin vereceği raporlar da tek hekim raporu kapsamında değerlendirilecek.

  

“(4) Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir. (5) Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbi sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması halinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. Raporda nakle engel olan tıbbi sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması şarttır.”

 

Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 rapor verebilecek. Önceki Yönetmeliğe göre tek hekim 20 güne kadar rapor verebiliyordu. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verebilecek. Önceki uygulamaya göre resim ve özel hekim bulunmaması ve hastanın tıbbi sebeplerle veya ulaşım şartlarının elverişsizliği yüzünden hekim veya sağlık kurulu olan bir yere gönderilmemesi halinde, sağlık memuru, hemşire ve ebeler 7 güne kadar rapor verebiliyordu, artık veremeyecekler.

 

Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının 10 günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunlu bulunuyor. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbi sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması halinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilecekler. Raporda naklen engel olan tıbbi sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunlu olacak. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması gerekecek.

 

SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi on günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu hekim tarafından, istirahat süresi on günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onanması halinde ancak geçerli sayılacak.

 

Eski uygulamada olduğu üzere memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı 40 günü geçmeyecek. Bu süreyi geçen hastalık raporlarında sağlık kurulu şartı bulunacak. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam 40 gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmi sağlık kurullarınca onaylatılması uygulaması devam edecek.

 

Yönetmeliğin 7’inci maddesinde, konuya ilişkin olarak yer alan hüküm şu şekildedir.

 

“(5) bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilmez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uygun olmaması halinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı halde görevine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.”

 

Hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi; örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesi gerekiyor.

 

Gerekli usul ve esaslara uymaksızın alınan hastalık raporu alan memura bu durum yazılı olarak bildirilecek. Bu bildirim üzerine memurun bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmesi gerekiyor. Bildirim yapıldığı halde görevine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında disiplin işlemi yapılabilecek.

 

“(6) Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanuni izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.”

 

Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanuni izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunlu bulunuyor. Yani yasal bir izinde değilse bulunmadığı bir şehirden sağlık raporu alamayacak.

 

“(7) Hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması halinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır. Hakem hastane sağlık kurulları bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandırır.”

 

Acil durumlar dışında da hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması halinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte sonucuna göre işlem tesis edilmek üzere Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edilebilecek.

 

YILLIK İZİNDEYKEN HASTALIK RAPORU ALINMASI

 

Bu konudaki uygulama eskisi gibidir. Eğer hastalık raporu süresi yıllık izin süresinin içinde kalıyorsa memur yıllık izin süresinin sonunda, eğer yıllık izin süresini aşıyorsa memur hastalık raporu süresinin sonunda işe başlayacaktır. Hastalık sebebiyle kullanılmayan yıllık izinler, yıllık izne eklenecektir. Bu hususu yönetmeliğin 8’inci maddesinde düzenlenmiştir.

 

YURTDIŞINDA HASTALANANLARIN RAPORU

 

Yurtdışında sürekli görevli memurlar ile geçici görevle veya bilgi ve görgüsünü artırmak, staj yapmak gibi sebeplerle yurt dışına gönderilen ya da yıllık izinlerini yurt dışında kullanırken hastalanan memurların hastalık raporları ilgili ülkenin mahalli mevzuatına göre düzenlenecek.

 

Yurtdışında tek hekim veya sağlık kurulları, ilgili ülkenin mahalli mevzuatında tespit edilmiş süreler dahilinde hastalık raporu düzenleyebilecekler. Ancak bu şekilde alınan raporlara dayalı olarak birinci fıkradaki süreler dahilinde hastalık izni verilebilmesi için raporun ve raporda belirtilen sürelerin o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması zorunlu olacak.

 

UZUN SÜRELİ HASTALIKLAR

 

Yönetmeliğin 6’ıncı ve 9’uncu maddelerinde bu konuya yer verilmiştir.

 

“Madde 6-(1) Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporlarda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı halinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hallerinde ise oniki aya kadar izin verilir. Azami izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak fasılalarla kullanılan hastalık izinleri de iki izin arasında geçen süresinin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınır.

 

(2) İzin sürelerinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır. Bu sürenin sonunda da iyileşmeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, birinci fıkrada belirlenen hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.

 

Madde 9-(1) 657 sayılı Kanunun 105’inci maddesinde belirtilen sürelere kadar izin kullanan memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair resmi sağlık kurulu raporunu ibraz etmesi zorunludur.  Bu rapor, yurt dışındaki memurlar için mahalli usule göre düzenlenir. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, 105’inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşmeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.”

 

Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı halinde 18 aya kadar, diğer hastalık hallerinde ise 12 aya kadar izin verilebilecek. Azami izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak aralıklarla kullanılan hastalık izinleri de iki izin arasında geçen sürenin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınacak. Yani örneğin uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa tutulmuş bir memurun 18 aya kadar hastalık izni verebilen bu hastalıkla ilgili olarak aldığı 1 yıllık rapordan sonra en az 1 yıllık bir süre geçmişse bu boşluktan sonra aynı hastalıkla ilgili ikinci defa alacağı (6 ay veya 1 yıl gibi) uzun süreli bir rapor o memurun emekliliğe sevk edilmesini gerektiren bir rapor olmayacak. Bu hüküm yeni bir hüküm ve bu mevzudaki boşluğu tanımlayarak doldurmuş oluyor.

 

İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, ilk süre (12 aysa 12 ay, 18 aysa 18 ay) kadar uzatacak. Bu sürenin sonunda da iyileşmeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanacak. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri de hastalık iznine ait 12 veya 18 aylık bu sürelerin hesabında dikkate alınacak.

 

Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memurun iyileşinceye kadar izinli sayılacağı hususu zaten 6111 sayılı Torba Kanunla 25.02.2011’den itibaren 657 sayılı Kanuna eklenmişti.

 

MEMURUN REFAKAT İZNİ

 

6111 Sayılı Torba Kanunla memurlara Refakat İzni yeniden düzenlenerek netleştirilmişti. Aylık ve özlük hakları korunacak biçimde Refakat İzni verilebilmesi için memurun;

 

1- Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,

 

2- Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerden birinin,

 

ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şart.

 

Refakat izni için verilecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbi sebepler, refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yoğun bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi halinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.

 

Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde yer alan;

 

“(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.

 

(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.

 

(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması halinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Burumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.

 

(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük hakları korunur.”

 

Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde yalnızca bir memur refakat izni kullanabilecek ve bu sürenin toplamı 6 ayı geçemeyecek.

 

İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması halinde memurun iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlaması gerekiyor, böyle bir durumda “Nasıl olsa 3 ay izin aldım” deyip işe gitmeme hakkı bulunmuyor.

 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

 

1- İl dışına çıkışlarda, 657 sayılı Kanunun ek 20’inci maddesi hükmü gereğince “Devlet memurlarının görev yaptıkları kurum ve hizmet birimlerinin bulunduğu yerleşme merkezinde (mücavir alanları dahil belediye ve köy hudutları içerisinde) ikamet etmeleri esastır. Devlet memurlarının görevini aksatmamak kayıt ve şartıyla birinci fıkrada belirlenen hudutlar dışında ikamet etmelerine mensup oldukları kurumun yetkili amirince izin verilir.” Denilerek idareyi bilgilendirmek ve gerekli onayın alınmasını sağlamak gerekmekteydi. Ancak, 6111 sayılı kanunun 117’inci maddesinin g bendi ile 657 sayılı Kanunun ek 20’inci maddesi yürürlükten kaldırılarak memurun il dışına çıkışlarda izin alma zorunluluğu kaldırılmıştır.

 

“Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanuni izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” Hükümleri bulunmaktadır.

 

Hafta sonu ve bayram tatilleri kanuni izin sayılmamaktadır. Bu nedenle, Devlet memurlarının, hafta sonu ve bayram tatillerinde memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı yer dışında acil vakalar dışında almış olduğu raporların hastalık iznine çevrilmesi mümkün değildir.

 

Acil vakalar dışında memuriyet mahalli ve hastanın sevkinin yapıldığı yer dışında tedavi olmak mecburiyetinde kalmaları halinde raporlarının izne çevrilmeyeceği, 657 sayılı Kanunun uyarınca disiplin cezası veya müstafi duruma düşebilecekleri gerçeğinden hareketle bu yapılan düzenleme sonrası idare ile memurlar arasında çok ciddi sıkıntılar yaşanacağı aşikârdır.

 

Yönetmelikte il dışından alınan acil raporlar sayılırken, acil dışında alınan raporların sayılmamasının mantığı anlaşılamamaktadır.

 

Diğer taraftan 6111 sayılı Kanunla memurun il dışına çıkışlarda izin alma zorunluluğunun kaldırılması, rapor durumunda geçersiz olması anlamına gelmektedir.

 

2-  Yeni Yönetmelikte refakat izni mevzuatımıza izin olarak girmiş ve izin süresincede memurun mali haklardan yararlandırılması sağlanmıştır.

 

 Ancak yeni yönetmelikte bu süre 3 ay olarak belirlenmiş gerektiğinden 3 ay daha uzatılabileceği belirtilmiştir. Onunda bitiminde refakat edilmesi gerektiği durumlarda ne yapılması gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Böyle durumda memur ancak, 657 sayılı Kanunun 108’inci maddesinin 1 ve 2 inci fıkrası gereği aylıksız izin alma yoluna gidecektir.

 

3- Bakmakla yükümlü olunan aile ferdinin tedavisi evde devam edildiğinde ne yapılacaktır. Tedavi her zaman yataklı tedavi kurumlarında sürmez. Yeni Yönetmelikte refakat iznin evde veya yataklı tedavi kurumunda kullanılmasına ilişkin bir ifade olmadığından evde de kullanılabileceği değerlendirilebilir. ancak açık bir hüküm bulunmamaktadır.

 

4- Mezkûr Yönetmeliğin “ Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7’inci maddesinin (5) ve (6) fıkralarında sırasıyla “ Bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilmez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usul ve esaslara uygun olmaması halinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine yükümlüdür. Bildirim yapıldığı halde görevlerine başlamayan memurla izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır. ”

 

 “(7) Hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması halinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneyle sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır. Hakem hastane sağlık kurulları bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandırılır.”

 

Yönetmelikte raporların belirtilen usul ve esaslara uygun olmaması ve fenne aykırı olarak alınması durumlarının ne olduğu ve yapılması gerenler konusunda açıklık olmadığından uygulama sırasında sıkıntılar yaşanacaktır.

 

Sonuç olarak yeni Yönetmelikle eski yönetmelikteki yaşanan sıkıntılar giderilmeye çalışılırken, uygulanmasında çok ciddi sıkıntıların yaşanacağı yeni durumların oluşacağı değerlendirilmektedir.

 

 

 

Ayhan Gökdemir

 

Dokuz Eylül Üniversitesi

 

Devlet Konservatuar Sekreteri

 

ayhan.gokdemir@deu.edu.tr

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


3 + 2 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)