Kullanıcı Adı: Şifre:
VergiSigorta.com
Ana Sayfa / Dursun Ali Yaz / Bağımsız Denetimin Çöken Fiyakası
Etiketler:

Bağımsız Denetimin Çöken Fiyakası Bağımsız Denetimin Çöken Fiyakası

Öncelikle serbest meslek erbaplarının tırnak içinde “müşteri” kitlesini hangi kelimelerle tanımladıklarına bir bakalım.

2012-12-26, 20:47:52 Okunma: 3386 0 yorum

Dursun Ali YAZ SMMM, MBA
aliyaz@suadiyedenetim.com.tr

Share |

Örneğin doktorlar müşterisine “hasta”, avukatlar “müvekkil”, sanatçılar “hayran”, yazarlar “okur” gibi terimlerle hitap ederken muhasebeci ise “mükellef” olarak bahseder. Aradaki anlam farkı düşünüldüğünde, muhasebecilerin “Yeni TTK ve Bağımsız Denetim” sürecinde neden bu denli hırpalandıklarına ilişkin ipuçlarını görebilmek mümkün bence.

 

İlginç bulduğum detay şudur; diğer dört serbest meslek erbabı, müşterisinin ihtiyacına binaen üretilmiş kelimeleri tercih ederken bir yönüyle karşı tarafın beklentisine doğrudan cevap veren bir tasvir kullanır. Bizler ise, zahmet anlamına gelen “külfet” kelimesinden türetilmiş tabiri kullanırız. “Mükellef” kelimesi özellikle ticari işletmelerin, maliye teşkilatı başta olmak üzere diğer sair resmi kurumlara karşı olan ödevlerine işaret eder. Aslında bu yönüyle sözü edilen kurum çalışanlarının kullanması gereken bir tabirdir mükellef. Nasıl olduysa, mesleki literatürümüze pelesenk olmuş veya “üstad” kelimesi gibi hoşumuza gitmiş ve müşteri kelimesi yerine geçen mesleki bir anlam giydirmişizdir.

 

3568 sayılı yasa öncesinde de muhasebeciler tarafından kullanılan “mükellef” tabirini ortaya çıkaran irade; esnafın, tüccarın, sanayicinin devlete karşı sorumluluklarını bizzat devlet adına sahiplenme duygusunda aranmalıdır. Farkında dahi olmadan devlete gelecek zararın, ülkesine getireceği olumsuzluklara engel olma çabasıdır bu tercih. Bu duygularla, vergi sorumlu ve yükümlülerinin ödevlerini kamu idaresi adına üzerlerine alırlar, en azından manevi olarak. Dolayısıyla, ulvi duygularla beslenen “mükellef” kelimesinin altında yatan “inanç birliği” kanımca çok değerlidir.

 

İnsanoğlunun sınırları olduğuna kuşkumuz yok. Başka bir deyişle, “inanmakla uçamayız” ancak nasıl araçlarla doğal kapasitemizin üzerine çıkabiliyorsak, aynı şekilde ticari iklimi ve dolayısıyla muhasebe camiasını uçuracak birer araç olmaya aday Yeni TTK ve beraberinde getirdiği düzenlemelerin “yıkılması” bu gerçekliğe inanmaktan vazgeçmemizi gerektirmez. İnsanların yaklaşık üçte biri hayaletlere inanırken her on kişiden yaklaşık biri ise gerçekten bir tanesiyle karşılaştığını iddia eder(1). İnsanın muhatabına inanması eyleme geçmesini sağlayan en temel dürtü olup muhasebeciler; müşterilerini “mükellef” diye adlandırırken, sadece mezkur kanundan aldığı yetkiden değil, bürokrasi ile birlikte ortaya konması gereken “ortak aklın”, işbirliği ve dayanışma sayesinde gerçekleşeceğini bilecek ferasete sahip olduklarını anlatmak isterler.

 

Aksi halde bizlerde “müşteri” der ve işin içinden çıkardık. Bununla da yetinmez, mesailerimizin tüm detayına profesyonelliği boca ederek, asli alanımız haricinde verdiğimiz hizmetleri sadece para kazanma saikiyle kabul eder, maddi ve manevi telkinlerle çift bordrolar, hatalı veya yanlış tutulan hesaplar yüzünden bozulan bilinçaltımızı tedavi etmek zorunda kalmazdık. Söylemek istediklerimiz, olağanüstü bir adam ve dünyanın en ünlü psikoloji deneylerini gerçekleştirmiş bir hoca olan Stanley Milgram tarafından bilimsel deneylerle çok hoş bir şekilde desteklenmektedir.

 

***

Milgram’ın elektirik şoku çalışması dünya çapında tanınmıştır. Neredeyse psikolojiye giriş niteliğindeki her ders kitabında bulunur ve popüler kültür üzerinde önemli bir etki göstermiş nadir davranışsal çalışma örneklerinden biridir. 

Milgram, 1960’ların sonlarından başlayarak, sıradan insanların başkaları üzerinde acı ve eziyet çektirmeye ne derece niyetli olup olmadığını merak ederek bir dizi ilginç bilimsel deney yürütmüştür(2). Katılımcılardan, aslında aktör olan deneklere çok tehlikeli elektrik şokları vermelerini ister. Elbette ki bu elektrik şokları gerçek değildi. Katılımcılar, yaptıkları işten pişman olma emaresi gösterdiğinde, “Deneye devam edilmesi gerekiyor” şeklinde kibar ve basit telkinlerle işlemi tamamlamalarının, insan hayatından daha önemli olduğuna ikna etmeye çalıştı.  

Sonuçlar çarpıcıydı; katılımcıların yüzde 60’ının sırf beyaz önlüklü bir adam söylüyor diye, savunmasız bir insana öldürücü bir işlemi yapmaktan çekinmediklerini ortaya çıkardı.

 

Bunlar yetmezmiş gibi, Profesör Sheridan ve King, katılımcıların deneğin aktör olduğunu tahmin ettiklerini düşünerek çalışmanın inandırıcılığını yükseltmenin sonuçları değiştirebileceğini düşünerek, daha inandırıcı bir proje yapmaya karar verdi(3). Gerçek köpek yavruları üzerinde gerçek elektrik şoklarını kullandığı zaman; kadınların yüzde 100’ne karşılık, erkelerin yüzde 50’den fazlasının köpek yavrularına maksimum düzeyde elektrik şoku vermekten çekinmediklerini tespit etti.

*

Mesleğine gösterdiği ihtimamı müşterilerine taktığı isimden bile görebildiğimiz meslektaşlarımız yukarıdaki deneylerin neresinde acaba? Kanun koyucu, düzenleyici, denetleyici ve mesleki sivil toplum örgütleri, yukarıdaki deneylerde hangi karakterler ile temsil edilmektedir? Zor sorular olduğuna kuşkumuz yok. Doğrusu cevap vermek için bu mücadelenin içinde olmak gerekiyordu. Bu nedenle yaşamadığım bir sürecin sac ayaklarını analiz etmek doğru olmaz. Ancak tecrübe edebildiğimiz kadarıyla Türkiye ekonomisi ve mesleğimiz için hüsranla sonuçlanan bu gayretlerin bittiğini görmenin üzüntüsüyle bu makale kaleme alınmıştır.

 

Özellikle bu yıl içerisinde, rafine ve vizyoner muhasebeciler için bir sıçrama taşı, ülkemiz ticari hayatı için ise bir kurtuluş olabilecek yeni TTK’nın beraberinde gelen “Bağımsız Denetim” müessesesi, dikkatle takip edenlerin bile anlayamadığı bir süreç sonunda 600 bin firmadan ancak birkaç bin tanesini kapsayacak ölçüde törpülenmiş, mensubu bulunduğumuz camiayı görkemli değişime tanıklık etmekten mahrum bırakarak, düzenleyici ve denetleyici kamu erkine olan inancın bir kez daha derinden sarsılmasına yol açmıştır.

*

Muhasebecilik rakamlardan mürekkep sakil bir yapıdan ziyade, psikoloji ile çok daha sıkı bir ilişki içindedir. Ticari hayatımızın itibar ve saygınlık kaybının temel sebeplerinden birisi olan psikoloji temelinde hissedilen yoksunluğa yani sahipsizliğe dikkat çekmek istiyorum. En baştan günümüze mükellef kabul ettiği müşterileri başta olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumlardan aynı özenli davranışları bir türlü görememeleri inanç ve motivasyonlarının azalmasına yol açmaktadır.

 

Bağımsız denetim, kamuya ve işletmeyle ilgili diğer kişi ve kuruluşlara sunulmak üzere düzenlenen mali tabloların doğru, gerçeğe ve muhasebe ilkelerine uygun, muhasebe dönemleri itibariyle tutarlı bir şekilde düzenlendiğine ilişkin görüş verebilmek amacıyla denetim kuruluşlarınca yapılan inceleme olarak tanımlanmaktadır(4). Türkiye ekonomisine makro açıdan baktığımızda, muhasebeciler eliyle üretilen finansal tablolar, beyanname ve bildirgeler amaç değil bir araçtır. Müşterilerine, ticari bir gözlük dışında bakmalarının açık bir ifadesi ve kendilerini kamunun gönüllü bir organı olarak görmenin yansıması olan “mükellef” tabirine jübile yaptırmaları durumunda zaten sınırlı olan “mükellef” kesiminin eriyeceği dikkate alınmalıdır.

 

Bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak, dünyanın ilk on ekonomisi olmak hedefine giden yolun mihenk taşlarından birisi olmaya namzet “Bağımsız Denetim”in fiyakası, daha uygulamaya geçmeden “stillborn” misali hazin bir şekilde yıkılmak üzeredir.  

 

***

 

Yazımıza başlarken, “insanın sınırları vardır” dedik ve hissettirmemeye gayret etseler bile muhasebecilerde insandır. Dolayısıyla, ikincil mevzuata bağlı olarak yetki ve sorumlulukların düzenlendiği önümüzdeki günlerde, bu büyük camianın yıllar boyu sergilediği kadirşinas davranışların, “zaferle değil seferle mükellef” oldukları hakikatinden bihaber oldukları şeklinde yorumlanmaması talebi, kayıtlara geçmelidir.

 

Yaklaşan değişime uyum sağlayacak donanımda muhasebecilerin yetişmesi adına takdire şayan bir çalışma gerçekleştiren TÜRMOB ve İstanbul SMMM Odası’nın, sahada verdiği verdiği mücadeleyi masa başında kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Beyaz önlüğü giyerek elinin altında bulunan denekleri, genel kabul görmeyecek davranışlara sevk eden akıl ve iradenin kimler olduğunu fark etmek, bilimsel adıyla ‘Sıçrayan Fransız Sendromu(5) rahatsızlığının tedavi reçetesini yazabilecek donanım yine mesleki sivil toplum kuruluşlarımızın uhdesinde bulunmaktadır. Britanya kamuoyunun sadece sosyal medyayı harekete geçirerek, vergi kaçırmadığı halde bir mükellefin gelecek iki takvim yılında, fazladan 20 milyon vergi ödemeye iten sivil toplum dayanışmasının bir örneğini yaşamak çok uzak ihtimal olmamalı.

 

Kısaca özetlediğimiz bilimsel çalışmalardan alınan ilham ile yukarıda belirtilen soruları cevaplayabilecek kabiliyette olan TÜRMOB başta olmak üzere meslek odalarımızın, bağımsız denetim müessesesinin hem mesleğimize hem ticari hayatımıza katacağı değeri gözönüne alarak heyecanlarını kaybetmemeleri durumunda, ilgili yasal düzenlemeleri ekonominin geniş kesimlerini kapsayan ilk haline dönüştürebileceklerine olan inancımızı vurgulamak istiyoruz.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Prof. Richard Wiseman, Quirkoloji, Gündelik Hayatın Tuhaf Bilimi, Çevirenler: Elif Nihan Akbaş, Zeynep Arıkan, Pegasus Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, 2012, s. 127.

(2) S. Milgram, Obedience to authority: An Experimental View. Harper&Row: New York, 1974.

(3) C. L.Sheridan&R.G.King Jr., Obedience to Authority with an Authentic Victim, Proceedings of the 80th Annual Convention of the American Psychological Association, 1972, s. 165, 166.

(4) Mehmet Ali Ceylan, E. Hesap Uzmanı, Ticaret Hukukunda Yeni Bir Denetim Anlayışı: Bağımsız Denetim, Vergi Dünyası Dergisi, Sayı:366, Şubat 2012, s. 33.

(5) Maine’li Sıçrayan Fransız Sendromu: Emri çabuk, yüksek sesle ve vurgulu bir biçimde verdiği sürece, herhangi birinin size yapmanızı söylediği her şeyi yaptığınız ruhsal bozukluktur.

Paranoyak, Ruh Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı, Dennis Diclaudio, İngilizceden Çeviren: Avi Pardo, NTV Yayınları, 3.Baskı, Şubat 2011, s. 106.

 

 

Dursun Ali YAZ
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Yeditepe Üniversitesi, MBA

 

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


6 + 3 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)